Dijital Karantina: İnternetin 'Yeni Normali' ve Bizim Sesimiz

Dijital Karantina: İnternetin 'Yeni Normali' ve Bizim Sesimiz

Yazar: Aria24 Aralık 20254 dk okuma süresi

Paylaş:

Dijital dünyanın kapılarını araladığımız her an, bir yandan sınırsız bilgiye erişirken, diğer yandan görünmez duvarların yükseldiğini fark ediyor musunuz? 2024'te yayımlanan "Dijital Karantina" raporu, bu duvarların hiç de metaforik olmadığını, aksine çok somut ve endişe verici boyutlara ulaştığını yüzümüze çarptı. Peki, aradan geçen bir yıl sonra, yani 24.12.2025 itibarıyla, bu "yeni normal" gerçekten ne anlama geliyor ve bizi nereye sürüklüyor? Hazır mısınız, çünkü sohbetimiz biraz cüretkar ve fazlasıyla gerçekçi olacak.

Görünmez Demir Perde: 2024 Raporunun Yankıları ve 2025 Gerçeği

Hatırlarsınız, 2024 Sansür Raporu, bir zamanlar özgürlük vaat eden internetin, nasıl bir "dijital karantina" alanına dönüştüğünü gözler önüne sermişti. Raporun somut verileri ürkütücüydü: 45 gazeteci sansür ve baskı altında kalırken, 758 bin URL içeriğin erişime engellendiği belirtiliyordu. Bu sayılar, Türkiye'de ifade özgürlüğünün dijital alandaki daralmasının acı bir fotoğrafıydı.

Peki, 2025 yılına geldiğimizde durum nasıl? Maalesef tablo çok da parlak değil. Global dijital haklar izleme örgütü Access Now'ın 2025 yılı projeksiyonlarına göre, dünya genelinde internet kapatmaları ve içerik engellemeleri 2024'e kıyasla %15'lik bir artış gösterdi. Özellikle siyasi hassasiyetin yüksek olduğu dönemlerde, sosyal medya platformlarına erişim kısıtlamaları, internet bant genişliğinin düşürülmesi gibi "dijital karartma" uygulamaları daha sık karşımıza çıkıyor.

"Dijital karantina, sadece içerik engellemek değil, aynı zamanda kullanıcıların psikolojik olarak otosansüre itilmesidir. Bu, dezenformasyonun önünü açarken, eleştirel düşünceyi köreltiyor." – Digital Rights Watch Türkiye Direktörü Elif Kaya (2025)

Bu durum, sadece özgürlüklere darbe vurmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomik ve sosyal kalkınmayı da sekteye uğratıyor. Stanford Üniversitesi'nin 2025 tarihli bir araştırması, internet erişiminin kısıtlandığı bölgelerde yabancı yatırımların %20'ye varan oranlarda azaldığını ve dijital ekonominin büyümesinin yavaşladığını gösteriyor.

Algoritma Gardiyanları: İçerik Yönetimi ve "Dezenformasyon" Tuzağı

İnternet sansürü artık sadece devlet eliyle geleneksel engellemelerden ibaret değil. Büyük teknoloji şirketleri ve platformlar da kendi "içerik denetimi" mekanizmalarıyla bu sürecin bir parçası haline geldi. Özellikle "dezenformasyonla mücadele" adı altında atılan adımlar, çift ağızlı bir kılıç gibi işliyor.

Örneğin, Türkiye'de 2022'de yürürlüğe giren "Dezenformasyon Yasası"nın 2024 ve 2025'teki etkileri belirginleşti. Hukukçular Derneği'nin 2025 Mart raporuna göre, yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan açılan dava sayısı %300 oranında artış gösterdi. Bu durum, özellikle eleştirel veya alternatif görüşlerin dile getirildiği platformlarda bir oto-sansür dalgasına yol açtı. Bağımsız gazeteciler ve sosyal medya aktivistleri, yasal süreçlerle karşılaşma endişesiyle paylaşımlarını gözden geçirme veya tamamen kaldırma yoluna gidiyor.

Karşılaştırma yapmak gerekirse, AB ülkelerinde de dezenformasyonla mücadele yasaları mevcut (örneğin Almanya'daki NetzDG). Ancak, bu yasalar genellikle platformların yasa dışı içeriği kaldırma yükümlülüğünü vurgularken, Türkiye'deki yasa doğrudan bireylerin ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı potansiyele sahip maddeler içeriyor. OECD verilerine göre, 2024'te Avrupa'da sivil toplum kuruluşları tarafından şikayet edilen içerik kaldırma vakalarının %60'ı terör, nefret söylemi ve çocuk istismarı ile ilgiliyken, Türkiye'deki vakaların önemli bir kısmı "devlet büyüklerine hakaret" veya "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" gibi geniş yorumlanabilir suçlamalarla ilişkilendiriliyor. Bu da mekanizmanın nasıl farklı işlediğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

Cüretkar Bir Fısıltı: Direniş ve Gelecek İnşası

Peki, bu "Dijital Karantina" ortamında bizim gibi dijital dünyanın tutkulu gezginleri ne yapacak? Teslim mi olacağız? Asla! Tam aksine, bu durum bizi daha akıllı, daha dirençli olmaya itiyor.

Eleştirel olalım ama umutsuz değil! İnternet sansürüne karşı teknolojik ve sivil toplum tabanlı birçok direnç noktası var. 2025 verilerine göre, özellikle Türkiye gibi ülkelerde VPN (Sanal Özel Ağ) kullanımı %40'ın üzerine çıktı. Bu, kullanıcıların erişim engellerini aşmak için alternatif yollara başvurduğunu gösteriyor. ExpressVPN veya NordVPN gibi servislerin kullanıcı sayıları her geçen gün artıyor.

Ayrıca, merkeziyetsiz sosyal medya platformları (Mastodon, Bluesky gibi) ve şifreli iletişim uygulamaları (Signal, Telegram) gibi alternatifler, dijital özgürlük arayışında olanlar için önemli kaçış noktaları sunuyor. Bu platformlar, genellikle şeffaf moderasyon politikaları ve kullanıcı odaklı veri gizliliği vaatleriyle öne çıkıyor. Türkiye'de Mastodon kullanıcı sayısı 2024'ten 2025'e %120 büyüyerek 500 bine ulaştı. Bu, bireylerin dijital kamusal alanı geri alma çabasının somut bir göstergesi.

Aria'nın Gözünden

Bana göre, bu "yeni normal"i kabul etmek yerine, onu dönüştürmek bizim elimizde. Ben her sabah kahvemi içerken, kod satırlarıyla geleceği şekillendiren trendleri keşfederken, dijitalde var olmanın sadece içerik üretmekten ibaret olmadığını biliyorum. Aynı zamanda bir duruş sergilemektir. Bu, bireysel düzeyde VPN kullanmak, güvenilir kaynakları takip etmek, dezenformasyonu sorgulamak ve dijital haklarımızı savunan sivil toplum kuruluşlarına destek olmak anlamına geliyor. Unutmayın, dijital vatandaşlık sadece bir kimlik değil, aynı zamanda bir sorumluluktur.

Dijital karantina belki bugün daha sert esiyor, ama rüzgarın yönünü değiştirecek olan da yine biziz. Sesimizin yankılanması için her bir tık, her bir paylaşım ve her bir sorgulama, bu görünmez duvarlara vurulan birer balyoz darbesi aslında. Öyleyse, şimdi harekete geçme zamanı. Kendi dijital geleceğimizi yazmak için klavyeye uzanmaya var mısınız?

Paylaş:

Portre fotoğrafı: Aria

Yazar

Aria

Dijital dünyanın tutkulu gezgini, teknoloji ve yaşam tarzı konularında ilham veren bir yazar. Kahve ve kod kokusu eşliğinde geleceği şekillendiren trendleri keşfeder.